CHPli Onur Öymen, Atatürkün balolarda dans ettiğini söylemiş, Başbakan yapabilir mi? diye sormuştu. Bu eleştiri gündeme oturmuş, geçen yıl 30 Ağustos balosunda Akşam gazetesinden Nuray Başaranın dansa davetini, Erdoğan Bilmediğim şeyi yapmam diyerek geri çevirmişti. Dün Başbakana benzer ilginçlikte bir teklifi Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök yaptı.
LÜTFEN BİR KADEH SAYIN BAŞBAKAN!
 |
| Özkök, Özal'ın bu fotoğrafını da yayınladı... |
Özkök Lütfen bir kadeh sayın Başbakan başlıklı yazısında, bizde siyasi elitin tatil yapma cesareti olmadığından yakındı; ne Ecevit, ne Sezer, ne Demirelin tatilde görüldüğünü, oysa 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özalı şortla ne kadar sevdiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğanın da geçen hafta tatile çıktıklarını öğrenince çok mutlu olduğunu belirten Özkök, Başbakana bir gün uçakta şöyle sorduğunu yazdı:
Neden eşinizi alıp Boğazda bir restorana gitmiyorsunuz? Bir masaya oturup, elinize bir bardak alın. Hadi vişne suyu koymayın, şarap sanırlar. Ayran içmeyin rakı derler. Portakal suyu koyun kimse bir şey zannetmez. Yan masaya bir kadeh kaldırın, eminim bu ülkede çok şey değişir.
 |
| DHA muhabiri, tele objektifle, Erdoğan'ı geçen hafta Bodrum'da şortla "yakaladı". |
Başbakanın ne dediğini yazmayan Özkök, devam etti:
... Hem Cumhurbaşkanının hem Başbakanın tatil yapmasını, eskiden kapandıkları gettovari tatil yerlerinden çıkıp, Türkiyeye karışmalarını gerçekten çok olumlu bir normalleşme işareti olarak değerlendiriyorum.
TESETTÜR GETTOLARINDAN ÇIKIN
Bu iki insan, eğer Bütün Türkiyenin cumhurbaşkanı ve başbakanı ise, Bütün Türkiyenin yaşadığı, tatil yaptığı, yemek yediği yerlerde görünmelidir. Demokrasi ancak bu manevi gettoların yıkılmasıyla normal sınırlarına kavuşabiliyor.

Erdoğan ailesinin konakladığı villaya yeşil örtü

Onun bunun yatına binmişler hiç ama hiç önemi yok. Herhalde üç beş günlük yat tatili uğruna memleketi satacak değiller. Ama tesettür gettolarından çıkmanın ülkeye kazandıracağı çok şey var.
Özkökün görüşlerine karşı, Mehmet Barlas ve Nihal Bengisu Karacanın NTVMSNBCye açıkladıkları görüşler ise şöyle:
MEHMET BARLAS: ÖZKÖK ERDOĞANI DİNLER Mİ?
Bütün köşeyazarları elimize kalemi aldığımızda kimlerin nasıl davranacağı konusunda yol gösteriyoruz. Bu arada birbirimize de yol göstermemiz gerekiyor. Mesela Ertuğrul Özkök, AK Partiye oy veren seçmenlerin karnını kaşıyan adamlar olduğunu yazan kendi yazarına Böyle yapma dedi mi? Kendi sütunlarında böyle bir uyarı görmedim hiç. Acaba Tayyip Erdoğan, Ertuğrul Özköke şöyle yap, böyle yapma dese, Ertuğrul Özkök bunu dinler mi? Tayyip Erdoğanın içki içmediğini herkes biliyor. Yani kadehini kaldırıp içki içenleri teşvik etmesi mi bekleniyor? Onun inaçlarına aykırı bu.
ÖYLEYSE EN DEMOKRAT EDA TAŞPINAR
Eğer tatil yapmak ve tatilde mayo giymek demokratlığın, laikliğin göstergesiyse Eda Taşpınar Türkiyenin en demokrat ve en laik insanıdır. Kendisi bilir, yani ne yapacağını Ertuğrul Özköke soracak hali yok. AK Partiyi Ertuğrul Özkök mü kurdurdu? Herhalde Tayyip Erdoğan işini Ertuğrul Özkökten daha iyi bilir. Ertuğrul Özkök böyle şeylere meraklıysa Hürriyetin tirajını 1 milyona çıkarsın, en azından Zamanı geçsin.
NİHAL BENGİSU KARACAYA GÖRE JEST OLUR
 |
|
Ertuğrul Özkökün yazısı iki ayrı şeye aynı anda değiniyor. Biri, AK Parti öndegelenlerinden herhangi birinin, bardağında portakal suyu olduğu halde, yan masadakilere kadeh kaldırmasının vereceği güvence. Diğeri aynı öndegelenlerin tatillere giderek, bol yıldızlı otellerde kalarak halkın arasına karışmış olacaklarını var sayan bir normalleşme önerisi. İlkine katılıyorum, aklı başında makul insanların bile acaba alkollü içki içebileceğimiz bir yer kalmayacak mı endişesine kapıldığı bir ülkede, başbakan ya da parti için simge isim olan başka birisinin bu insanlara yeme içme adaplarının tehlikede olmadığına ilişkin, hatırlatıcı mahiyette bir jest yapmasını manalı bulurum, hoş bile karşılarım.
BİLAKİS O KİTLE, MUHAFAZAKARLARI İSTEMEZ
Ama bildiğim kadarıyla kimsenin AK Partili liderler, önemli simalar ve hatta parti tabanı hakkında, parayı bastırıp iyi tatil yapamayacaklarına ilişkin, yahut tatil kavramına karşı olduklarına ilişkin bir şüphesi, endişesi, kaygısı ya da merakı yok. Bilakis Özkökün normalleşme olur, iyi olur diye düşüneceğini sandığı kitleler, muhafazakar insanları tatil-deniz-otel konsepti içinde görmeyi, onlarla öyle mekanlarda karşılaşmayı değil, mümkünse hiç yüzyüze gelmemeyi tercih eden kitleler. Öte yandan halkın içinden çıktığını, halkla beraber yürüdüğünü ısrarla deklare eden, el hak sahiden halkla aynı ses tonunu kullanan ve bunu son derece içten ve samimi bir vurguyla yapan, milli iradeye milletin desteğine ve sevgisine anlam atfeden muhafazakar bir partinin normallik testi 5-7 yıldızlı otellerle yapılmamalıdır, diye düşünüyorum.
MÜTEVAZILIKLA GÖZ TEMASI KURAMAYAN BİR MUHAFAZAKARLIK
 |
| Sezer 7 yıllık cumhurbaşkanlığı süresince hiç tatile gitmedi. Sezer'in arşivdeki bu tek fotoğrafı da uzaktan çekilebildi. |
Mütevazılıkla göz teması kuramayan bir muhafazakarlık, bir süre sonra kimseye anlatılamaz bir şey olabilir. Dolayısıyla, deniz deniz gezip yüzme hevesi kursağında kalmış, tatili değil ama yüzmeyi önemsemiş, bunu ifade etmekten çekinmemiş biri olarak dahi, tatildi, oteldi, şortla fotoğraftı, bunlar üzerinden verilecek resimlerin bir sorunu belki tamir ederken yoksulların, alt sınıfın, mahalle bakkalının bakış açısını bulandırmak, partiyle mahallenin arasına sınıfsal bir duvar örmek gibi tehlikeleri var. Özkökün başbakan, bakanlar ve ailelerinin bulundukları, yetiştikleri, parçası oldukları camiayı tesettür gettosu gibi kaba bir ifadeyle nitelemesini de hoş karşılamadım, Oradan çıkın, koşarak uzaklaşın oradan önerisini rencide edici buldum. Şu ülkenin kadınlarının en geniş ortak paydası olan tesettürü, başörtüsünü normalleştirememiş bir gazetenin yazarından gelen normalleşme önerilerini ne kadar ciddiye alabiliriz, önemli olan bu.